bir daha düşün
gidip de ne yapacaksın
şimdi lodosu martısı bol gri bir iskeledir Üsküdar
eski salacak'ın getirdiği kartpostaldaki alaturka telaş
şimdi yerinde yeller esen bir yalıyı indirir denize
gitmeyle ilgili bir takıntın olmamalı
yalnızca önüne bakarak yürüyen kızların
sivilcelerinden daha çok önemsedikleri
yalnızca yakın arkadaşlara açılan o sır
ev sahibelerinin kaprisleri yüzünden
gidip başka mahalleye taşınmıştır
eve döndün: çünkü dönülen yerdi ev
oda: yediğin içtiğin senin olsun, der gibi bakıyor
bu dert babası sokak sıkıyordu ayaklarını
[üstelik, “bir kentte ıskaladığın mutluluğu
öteki kentlerde de ıskalayabilirsin” diyordu
yunanlı kavafis]
diyorum ki, biten sigara paketinin
yükü iyi bağlanmamış kamyonun
gözünü açtığında kendini
taklamakan çölünde bulan uygur'un
başına gelen başına gelmeden
illa ki gideceksen; bu
elimden bir şey gelmez' e dönüşmeden
bir daha düşün olmadı biraz daha otur
otur ki, bank da bir işe yaradığını anlasın
ayaklarına yumuşak iniş yapan kuşlar
ablasız kalmasın
altında oturduğumuz çınarın gözden çıkartıp
usulca kucağına bıraktığı yaprak da
sana bu şey anlatmıyorsa
bundan sonra
sırdaşımız olan harem açıklarındaki
mendireğin sonundaki yaşlı fener
artık balığa iner
anlaşıldı gideceksin..
bari bu 20.45 vapuruyla olsun
sonra çık hayatımdan, kuşlarını da al
sen yoluna git, ben şiire döneyim