18.15 yalova vapuru
seksendokuz yılının sonbaharı
18.15 yalova vapuru
yolcusunu halatını almış
neredeyse kalkmak üzere
başüstü güvertesinde
şamatacı üniversite öğrencileri
sessiz film oyununa kaptırmış
güverteci yıkıyordu sesleri.
aşağıda makine dairesinde
yeni ısıtılmış sıcak hava
beş yüz elli kg/cm3 lük basınçla
püskürüyor silindir içine
pistonla birlikte uyanıyor
ayaklanıyor krank kolu
dönüyor şaft
dönüyor pervaneler
deniz karinede köpürüyor geriye
sarsılıyor vidalarında kanepeler
paşabahçe atılıyor ileriye
sancak tarafında
tophane'de tek sıra olmuş
uzak deniz gemileri yorgun
eski cenovalı galata kulesi
gene mi evlerin üzerinde
süleymaniye postuna yerleşirken
topkapı sarayı’na bırakıyoruz saltanatı
geçiyoruz ışıkların cümbüşünden
iskele tarafında
otobüs durağında iyice ıslanmış
birisini bekliyordu kız kulesi
salacak'ta sahile inmişti ağaçlar
harem'de inadına duvardı denize
konteyner dizili hangarlar
geride haydarpaşa lisesi
selimiye'de kışla duvarları
haydarpaşa limanı’nda
havada asılı kalmaktan
yorulmuştu vinçlerin kolları
çok geçmedi
sancak tarafında kara bitti
iskele tarafındaki ışıklar
nasıl olsa kartal'da sönecekti
uzaktan göründüğü kadarıyla
balıkçı tekneleri dönüyordu
paşabahçe gurbetteki çocuk
önünde marmara
altında dalgalar
ardında istanbul gözü yaşlı
artık karanlığa giriyordu